26/9/2007 ·

Allah Korkusu Dengesi

Soru : Kalpte Allah Sevgisi ve korkusu dengesi nasıl kurulmalıdır?

Cevap:

İslâma göre, kul, Allah’ı hem sevmeli hem de Ondan korkmalıdır.
Cenab-ı Hakk, insan ruhunda korku ve sevgi denilen iki mühim his yaratmıştır. İnsan bu hisleri yaratılış gayesine uygun kullandığı takdirde dünya ve ahiret saadetine nail olur. Cenab-ı Hakk’ın Cemal ve Rahmeti muhabbeti icap ettiği gibi, Celal ve Azameti de korkuyu iktiza eder.

Kul, Cenab-ı Hakk’ı sevmekle rahmetine mazhar olduğu gibi Ondan korkmakla da azabından kurtulur.

Allah’ı sevmenin ölçüsü emirlerine riayet etmek, korkunun ölçüsü ise yasaklarından sakınmaktır. Bunların her ikisi de insanın saadet ve necatına vesile olurlar. Böylece insan ne Allah’ın rahmetinden ümit keser, ne de azabından emin olur.

İnsan Allah’ı sevmekle kalben tatmin olur ve vicdanen huzur bulur. Muhabbetin en önemli üç kaynağı “kemal, cemal ve ihsandır”. Cenab-ı Hakk’ın bütün sıfatları hem sonsuz kemalde, hem de nihayet derecede güzeldir; ihsan ve keremi ise sonsuzdur. Buna göre, aklen ve vicdanen, insan muhabbetini ancak Allah’a hasretmelidir. Onun yarattığı mahlukatı sevmek ise Onun namına olduğu takdirde Allah katında makbuldür.

İnsan, korku hissini de ancak Allah’a hasretmelidir. Çünkü Allah nihayetsiz celal, azamet ve kudret sahibidir. Öyle ise Allah’tan korkmak da hem aklın, hem de vicdanın gereğidir. Bir insanın kalbinde, Allah korkusu kemaliyle hakim olunca başka türlü korkulara mahal kalmaz. Zira Allah’tan korkan bir adam, hiçbir zaman başkasının hukukuna tecavüz etmez, hiç kimsenin canına, malına namusuna dokunmaz.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bu konuda şöyle buyururlar: “Hikmetin başı Allah korkusudur.” (El-Münâvî, Feyzü’l-Kadir-3:574)

Toplum hayatının nizam ve ahengi Allah korkusuyla kaimdir ve onunla devam eder. Hak ve hukuk tanımamanın cezası, dünyada zillet ve ahirette İlâhî azaptır. 





Mehmet Kırkıncı


 

Soru : Korku insanı ürküten bir kelime. Buna göre Allah korkusunu nasıl anlamalıyız?

Cevap:
İşlenen suçların ve günahların çoğunu, bunları yapan kişilerde Allah korkusunun bulunmayışına bağlarız. “Bu kimseler Allah’tan korkup Onun azabından çekinselerdi, bu işleri yapmazlardı” deriz. Acaba Allah korkusu nasıl olmalıdır? Yalnızca dehşet ve korku üzerine kurulmuş bir disiplini, İslamın hoşgörü muhtevası ve Cenab-ı Hakkın sonsuz rahmetiyle nasıl bağdaştırabiliriz?

Kur’an-ı Kerim’de mü’minler şöyle anlatılır:
Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığı zaman kalbleri titrer. Kendilerine Onun ayetleri okunduğunda imanları artar ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler.” (1)
Bu ayetten anlaşıldığı gibi, iman nurunun artmasıyla Allah korkusunun kalbde yerleşmesi arasında çok yakın bir ilgi vardır.
Allah’ın ayetleri okundukça imanın ziyadeleşmesini merhum Elmalılı şöyle izah eder:
İlim ve amel cihetinden gelen deliller arttıkça tahkiki iman inkişaf eder. Yakin ve iman ziyadeleşir.”(2)

Tahkiki imanın da mertebeleri vardır. Bunlardan ilmelyakin mertebesi, delillere dayanarak şüphelere karşı koyar. Taklidi, yani anne ve babadan devralınan ve derin bir araştırmaya dayanmayan bir iman bazan tek bir şüphe karşısında bile mağlûp olabilirken, delillere dayanarak elde edilen bir iman sayısız şüphe karşısında dahi sarsılmaz.

Tahkiki imanın ikinci bir mertebesi aynelyakindir ki, onun da kendi içinde mertebeleri mevcuttur. Allah’ın kainatta tecelli eden güzel isimleri ve bu isimlerin mertebeleri kadar mertebesi vardır. Mü’min o tecellileri görüp okuyabilme kabiliyeti nisbetinde sağlam ve sarsılmaz bir imana sahip olur. Bu safhanın en yüksek mertebelerinde artık kainatı bir kitap gibi okuyabilecek dereceye gelir. Yani, mesela bir çiçek üzerinde Cenab-ı Hakkın Halık, Musavvir, Müzeyyin, Mülevvin, Cemil, Rahim gibi isimlerini okur. Onu yaratan, sûret veren, süsleyen, renklendiren, güzelleştiren ve şefkat ve merhamet gösteren bir yaratıcısının isimlerinin tecellilerini seyreder.

Üçüncü mertebe de hakkalyakin olarak isimlendirilir. Bu dereceye ulaşan bir kimse artık varlık alemlerini saran perdeleri geçmiş ve şüphelerin ordular halinde hücumu karşısında dahi sarsılmayacak bir imana erişmiştir.(3)

Peygamberlerin ve maneviyat rehberlerinin imanı bu derinliğe sahiptir. Miracda Cenab-ı Hakkın cemal ve kelamına muhatap olan Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) ve onun izinden giderek yerde iken Arş-ı Alayı temaşa edebilecek kadar ruhen terakki eden Abdülkadir Geylani Hazretlerinin kuvvetli imanları bu mertebeye misal olarak verilebilir.

Bu umman misali imana sahip olanların her an Cenab-ı Hakkın huzurunda imişçesine duydukları haşyet ve ürpertiyi tarif etmek mümkün müdür?

Allah’tan ancak ilim sahipleri korkar”(4) mealindeki ayet-i kerimede bu hakikat ifade edilmektedir. Bu hürmet ve haşyet, her mü’minde imanın derecesine göre tecelli eder.

Çünkü insan ilim vasıtasıyla Rabbini tanıdıkça Ona olan sevgisi ve saygısı artmaktadır. Zira bütün kemal mertebelerinin üzerindeki sonsuz bir kemal, elbette ki sonsuz bir hürmete layıktır.Üstün vakarıyla ve eşsiz şahsiyetiyle erişilmez bir mertebeye sahip bir maneviyat büyüğünün huzurunda nasıl içimizi sevinçle karışık bir ürperti kaplıyorsa, onun sayısız defa üstünde bir kemalin sahibi olan Cenab-ı Hak katında nasıl bir ruh hali içine gireceğimizi düşünelim.

Allah sonsuz rahmet ve şefkat sahibi olduğu gibi, aynı zamanda sonsuz derecede gayret ve izzet sahibidir. Pekçok Kur’an ayetinde tekrarlandığı üzere, Allah hem Rahim’dir, hem Aziz’dir. Rahim isminin gereği olarak bütün varlık alemini sonsuz şefkat ve rahmetiyle kucaklarken, Aziz ismiyle de, kanunlarına isyan edenleri ve bu isyanlarıyla izzetine dokunanları cezalandırmaktadır.

Bu itibarla, Cenab-ı Hakkın huzurunda olan bir kul, bir taraftan o sonsuz rahmetin cazibesiyle kendisinden geçmiş, diğer taraftan da gazabının dehşeti karşısında kalbi titrer bir vaziyettedir. Böyle bir insanın Allah’ın emirlerine isyan edip yasaklarını çiğnemesi mümkün müdür?

Bu korku da, tıpkı sevgi gibi, insanı Allah’a götürür. Bu konuda Nur Külliyatında şöyle buyrulur:
Halik-ı Zülcelalinden havf etmek [korkmak], Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir. Havf [korku] bir kamçıdır, Onun rahmetinin kucağına atar. Malûmdur ki, bir valide, mesela bir yavruyu korkutup sinesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü şefkat sinesine celb ediyor. Halbuki, bütün validelerin şefkatleri, rahmet-i İlahiyenin bir lem’asıdır. [parıltısıdır] Demek, havfullahta [Allah korkusunda] bir azim [büyük]lezzet vardır.” (5)

Şu halde, korkunun veriliş maksadı da insanı Allah’a götürmektir. Bu bakımdan, bu duygumuzu başka yerlerde kullanıp asıl maksadından uzaklaştırırsak, büyük zararlara uğrarız. Nasıl sevgimizi yanlış yerlerde kullandığımızda, sevdiklerimizden karşılık görmemek; aksine onlar tarafından tahkir edilmek gibinice ıztıraplar içine düşeriz. Aynı şekilde, korku duygusunun yanlış yerde kullanılması da, insanın hayatını zindana çevirir. Çünkü korkulmaya değmediği halde korktuğumuz varlıklar bize gayet sıkıntılı bir zillet yaşatmaktan başka hiçbir şey yapamazlar. Ne yardımcı olabilirler, ne de korkumuzu teskin edebilirler.

Korku hissinin iman ve tevekkülle olan alakası Sözler’de şöyle anlatılır:
Tam münevverü’l-kalb bir abidi [kalbi nurlanmış bir mü’mini] küre-i arz [dünya] bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedaniyeyi [Allah’ın kudret tecellilerini] lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat meşhur bir münevverü’l-akıl denilen [aklını ilim ve düşünce ile aydınlattığı iddia edilen] kalbsiz bir fasık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse yerde titrer. ‘Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?’ der, evhama düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.)” (6)

Kaynaklar
1. Enfal Sûresi, 2.
2. Hak Dini Kur'an Dili, 3:2367
3. Bediüzzaman Said Nursi. Emirdağ Lahikası, 1:102-3.
4. Fatır Sûresi, 28
5. Sözler, s. 331
6. A. g. e.


Yorum (0) Yorum yaz!

10/9/2007 ·

Sardı bütün cihanı
Sevap dolu her anı
On bir ayın sultanı
Şehri ramazan geldi

Rahmet bereket doldu
Günahlar bitti soldu
Erenler mutlu oldu
Şehri ramazan geldi

Huşu olan gönülde
Adı her zaman dilde
Geçen ahir ömürde
Şehri ramazan geldi

Günahtan kaçıldığı
Güllerin saçıldığı
Cennetin açıldığı
Şehri ramazan geldi

Gönülleri dağlayan
Mağfireti sağlayan
Şeytanları bağlayan
Şehri ramazan geldi
........... devamı >>
 
Hıfzı

Yorum (3) Yorum yaz!

1/9/2007 ·

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11



Berat Duası

Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12

Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Kaynaklar
1 Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251.
2 Şualar, s,426.
3 TDİ."Berat" maddesi.
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295

Yorum (1) Yorum yaz!

1/9/2007 ·

 

Ya Resûlallah!

Bizler sana doya doya bakamadık.

Gül kokunu onlar gibi sinemize çekemedik.

Onlar gibi canımızı yollarına feda edemedik.

Ama biz senin "kardeşlerim" dediğin ümmetiniz...!

Sen ne büyük Peygambersin ki;

Mevlâ Habibim diye övgülemiş seni.

Ve senin nuruna iki cihanı yaratmış.

Senin uğruna binlercesi canından vazgeçmiş.

Ümmetinden bir günahkâr, senin sevgini yüreğine ekmiş...!

Ey medinenin Gül Goncası Peygamberim!

Senin hasretini uzaklarda çekmekteyiz...

GÜL KOKULU PEYGAMBERİM!

Sana layık ümmet olamadık affet bizi....!

D.Sade

Yorum (1) Yorum yaz!

1/9/2007 ·

Durmadan huzurunda Allah desem,

Aglayarak zikredip rabbim desem,

Kulum olup kulluğuna boyun sunsam,

Bu iş ile yarab seni bulurmuyum?

 

Zekeriyya gibi başıma bıçkı koysam,

Eyyub gibi hem tenime kurtlar salsam

Musa gibi tur dagındataat kılsam

Bu iş ile yarab seni bulurmuyum?

 

Yunus gibi deniz içinde balık olsam

Yusuf gibi kuyu içinde vatan kılsam

Yakup gibi yusuf içi çok ağlasam

Bu iş ile yarab seni bulurmuyum?

 

Kul Hace Ahmet,kulluk içre sabit olsam

Zakir olup,Hakkı anıp Rabbim desem,

Zikrinde şevklenip kavrulup yansam,

Bu iş ile yarab seni bulurmuyum

Yorum (1) Yorum yaz!

28/8/2007 ·

  

Bugün içimden geçenleri yazmak istiyorum.Evet sevmek neyi, kimi, nasıl sevmek.İnsanların sevgi anlayşı çok farklı. Neyi .nasıl sevecegini bilmeyen nice cahil kafalar.İnsanların farkında olmadan putlaştırdıgı sevgiler.Okadar çok ki ,mal evlat kadın erkek(vs) Okadar baglanmış okadar sevmişizki farkında olmadan rabbim in sevgisi üzerine geçmiş. Emanetler put olmuş. Gönül sevgimiz kapanmış yaşamagayemiz hep o sevdiklerimiz olmuş. Gerçek sevgiyi tatmadıgımız için bu sevgiler bagımlılık olmuş.RABBİM Seni çok seviyorum malımdan evladımdan kocamdan anamdan babamdan herşeyden çok Sen benim sana olan sevgimle beni imtahan etme İmtihanı kaybeden kulların dan olurum diye çok korkuyorum

Yorum (2) Yorum yaz!

24/8/2007 ·

Benim çocuklugumda soframıza kuşlar konar

Rüyamıza melekler uğrardı

Kapımızda yogurtçu,

Bahçemizde ishak kuşu,

Kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.

Kışın bir sobsmız olurdu,

Sobanın yanında kedimiz,

Kedinin önünde yün yumagı,

Bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik

Yerli malı kullanan,

Yurdunun üç tarafı denizlerle çevrili,

Kuru üzüm,incir,fındık

Tütün ,çay,narenciye,kavun,

karpuz yetiştiren,

Kuru üzümle incir satan

Karşılıgında

Çamaşır makinası, radyo ve otomobil alan

Bir topragın fertleri....

Biraz yoksul biraz mütevekkil

Biraz mahçup, biraz kırılgan

Biraz naif, ama hep umutlu.......

Özlerdik,

Memleketteki halamızı,adyo tiyatrolarını

İnce dogranmış bir dilim pastırmayı,

Yurttan sesler korosunu,

Akşam komşuşuklarını,

Radyo tiyatrolarını

Sabah ezanını

Kalaycıyı bozacıyı,

Münir nurettin şarkılarını,

Orhan boran yarışmalarını,

Kandil gecelerini

Duvarlarımızın sarmaşıklarını

Bakkalımızdan utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını

 

İBRAHİM SADRİ

Yorum (1) Yorum yaz!

7/8/2007 ·

Dünyada Allah ı seviyorum diyenler çoktur.Fakat Allah tarafından sevilenler hangisidir? İnsan Allah ı seviyorum demekle Allah ı sevmiş olmaz.Ancak ALLAH tarafından bildirilen yol üzere gittikçe Allah tarafından sevilmiş olurlar.Allah u teala Kur an ı kerimde habibine(Habibim) beni sevdigini iddia edenlere deki Allah ı hakikaten seviyorsanız bana tabi olunuz. Cenabı Hak da sizi sevsin,günahlarınızı bagışlasın buyurur.Resulünü sevmek,ona tabi olmak,Allah tarafından sevilme yolunu tutar.

Allah u tealanın en sevdigi kul Resulullah tır.Kim resulullahı severse Allah ta onu sever.Sema ehlide onu sever.Yeryüzündeki Hakkı seven ehli imanda onu sever.Allah ehli imanın kalplerine bu sevgiyi vererek, bu sevgiyle yüceligin en yücesine erişir.

Yorum (1) Yorum yaz!

26/7/2007 ·

 

Unutulmuşum beni Sen sevdin

Bir sen sevdigin için var edildim

Rabbim varlıgımı aşkına kurban eyle

Senin sunduklarınla beslendik

Bagış ve armaganına alıştık

Bizi dünyada yücelttin

Öteki dünyada da onurlandırmanı umuyoruz

Yorum (1) Yorum yaz!

26/7/2007 ·

Yarabbi sana  Meryem in temizliğiyle gelmek istiyorum.Günahlarla kirlenmeme izin verme .Sana Musa nın duasıyla geliyorum.Şeytana uymam için peşimden koşanlardan kurtar beni.İsmail in tefekkürüyle boynumu büküyorum.Beni ve soyumu sana kul olarak yaşat.Sana İbrahim in şevkatiyle geliyorum.Sana  gelmeme engel olan şeyleri bana gösterki onları kurban edeyim.Sana İsanın  ruhuyla geliyorum.Beni katına almanı diliyorum.Sana yunusun duasıyla yalvarıyorum.Beni yutan nefsimi karanlıklardan kurtarmanı bekliyorum. Beni selamet sahiline ulaştır.Sana Yusuf un gömlegiyle geliyorum.Beni düştügüm ümitsizlik kuyusundan çıkarmanı diliyorum.Sana Muhammed in(asm) kullugu ve aşkıyla geliyorum.Ubudiyetimi Miraç ın sırrıyla taçlandırmanı diliyorum

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »